"Alman halkının yüzde 70'i Erdoğan'ın ziyaretine karşı çıkıyor"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'ya resmî ziyareti 28 ve 29 Eylül'de gerçekleştirecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Almanya'ya resmî ziyareti 28 ve 29 Eylül’de gerçekleştirecek.

Erdoğan’ın Almanya ziyareti ve devlet töreni ile karşılaşacağı ilan edildiğinden beri konu Almanya gündeminden hiç düşmüyor.

Muhalefet partileri kadar Alman kamuoyunun önemli bir kısmı da Erdoğan’ın Almanya ziyaretini sert bir dille eleştiriyor.

Erdoğan Almanya’da sadece resmi tören ile değil protestolar ile de karşılanacak. Erdoğan’ı protesto etmek için “Erdoğan-Not-Welcome” adlı bir inisiyatif de kuruldu.

Inisiyatif ile kuruluş sebepleri, kimlerden oluştuğu ve talepleri hakkında konuştuk.

Hangi sebeplerle böyle bir inisiyatif kurdunuz? Kimlerden oluşuyor?

Maalesef pek çok sebep var. Mesela, Erdoğan liderliğindeki rejimin Afrin’i işgal etmiş olması, Türkiye’nin Güneydoğusundaki ve Irak’taki Kürt özerk bölgesinde sürdürülen savaş. Türkiye’de muhalif seslerin çok basit nedenlerle kovuşturmaya uğraması, MİT’in terör grupları ile işbirliği yapması, Türkiye’de cinsiyeti ve etnik kökeni nedeniyle azınlıkların baskı görmesi, kadın düşmanı politikalar, gazetecilere ve işçilere yönelik düşmanca politikalar, yapılan yeni havalimanındaki işçilere karşı hükümetin tutumunu görüyoruz, çevreye ve şehirlere verilen zararlar, binlerce yıllık kültürel mirasın yok edilmesi, parlamenter demokrasinin yok edilmesi ve İslamcı kapitalist bir diktatörlüğe yönelim.

Bütün bunlar, Erdoğan rejimine siyasi, ekonomik ve askeri katkıda bulunan Almanya tarafından da destekleniyor. Demokratlar olarak bu olanlara göz yummak istemiyoruz. Alman hükümeti demokrasiden söz ediyor ama demokrasi için çok şeyi göze almış muhalifleri desteklemek yerine, İslamcı  yeni liberal ve aşırı milliyetçi bir diktatörü destekliyor. Almanya’dan giden para, eğitim olanakları ve silahlarla uluslararası hukuka aykırı. Türkiye ve Suriye’deki halkın bir kısmını terörize edecek bir savaş yürütülemez.

Biz Kürt, Türk, Alman ve Avrupalılardan oluşan geniş katılımlı bir inisiyatifiz. Gruplar da var katılımcılar arasında tek tek bireyler de. Katılımcı listesi uzun; Alevi ve Kürt derneklerinden tutun da Ezidilerden, insan hakları savunucularına, çevrecilerden, feminist ve LGBT’lere , sol eğilimli derneklerden, parti örgütlerine kadar çok farklı katılımcılar var.

Örneğin, Sol Parti’nin Berlin Eyalet örgütü bile bizimle. Özetle Türkiye’deki gelişmeleri görmezden gelmek istemeyen herkesi bir araya getiriyoruz.

Çeşitlilik, dayanışma ve gerçek demokrasi istiyoruz. Alman hükümeti, kültürel, etnik, siyasi, ekonomik, ideolojik ve cinsiyete dayalı baskıya karşı kendi çıkarlarını koruma kararı aldı. Bız de bunun karşısında duruyoruz.

Ne tür eylemler planlıyorsunuz?

28 Eylülde Almanya çapında büyük bir protesto gösterimiz olacak. 29 Eylülde de Köln ve Berlin’de. İki gösterimize de on binlerce kişinin katılacağını düşünüyoruz. Tabii ki Berlin ya da Köln’e gelme olanağı olmayanlar da başka kentlerde farklı protesto eylemleri düzenleyecekler.  “Erdogan-Not-Welcome” yani “Erdoğan Hoş gelmedin” inisiyatifinin dışında da eylem çağrıları yapıldığını biliyoruz.

Somut bir talebiniz var mı?

Alman siyaseti ve ekonomisinin Erdoğan rejimi ile işbirliğini hoş görmediğimizi bütün açıklığı ile göstermek istiyoruz. Alman halkının büyük bir kısmı, Alman hükümetinin uluslar arası hukuka aykırı davranan, ülkesindeki demokratları kovuşturmaya uğratan ve İslamcı militanlar ile işbirliği yapan otokratları desteklemesine karşı çıkıyor. Alman hükümetine baskı yaparak Türkiye politikasını değiştirmesini talep ediyoruz. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine de şunu göstermek istiyoruz; “buraya hoşgelmedin! Çoğunluk sana karşı”. Her ne kadar popüler olduğunu düşünse de Erdoğan’a Türkiye’de de halkın çoğu karşı. Ekonomik kriz nedeniyle halk desteği giderek azalıyor. Her gün daha fazla insan Türkiye’de Erdoğan’ın sorunun çözümü değil, sorunun kendisi olduğunu görmeye başladı.

Protestomuz başarısını daha Erdoğan gelmeden göstermeye başladı. 28 ve 29 Eylül yani iki gün için planlanmış Almanya ziyareti bir buçuk güne indirildi. Ayrıca sorularınızı yanıtlarken ajanslar Erdoğan’ın Köln’de taraftarlarına yapacağı konuşmadan da vaz geçeceğini haber veriyorlar. Alman tarafı bunu şiddetle önermiş.

Erdoğan’ın diktatörcü siyasetinden siz de mağdur olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Bununla ne kastediyorsunuz?

Avrupa’da Türkiyeli muhaliflerin Türk istihbaratı veya aşırı sağcıları tarafından saldırıya uğradığı hatta öldürüldüğünü biliyoruz. Geçen yıl Almanya’da yaşayan Kürt siyasetçilerini öldürmek için MIT’in komandolarının burada bulunduğu ortaya çıktı. Örneğin barış için mücadele veren Kürt kökenli futbolcu Deniz Naki’ye geçen yıl bir saldırı düzenlendi, şükür ki ucuz atlattı. Sadece Türkiye’de değil, Bulgaristan ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinde de insanlar keyfi tutuklanıyor. Erdoğan Interpol sistemini, Türkiye’de demokrasi isteyenleri hatta Facebook ta kendini eleştirenleri bile tutuklamak, iadesini istemek için kötüye kullanıyor.

Bunun ötesinde Erdoğan’ın politikası Almanya’daki toplumsal barışı da zehirliyor. İslamcı ve özellikle “Grauen Wölfe- Boz Kurtlar” olarak adlandırılan aşırı milliyetçilerin kendileri gibi düşünmeyenlere karşı uyguladıkları şiddet eylemleri göze çarpıyor. Aynı Almanya’da yine aktif hale gelen Alman aşırı sağcılar ve Neonaziler gibiler. Biz ikisine de karşıyız.

Almaya’da yaşayan Türkiyelilerin çoğu Erdoğan’a oy veriyor. Bu sizin için bir şey ifade etmiyor mu?

Bu çok da doğru değil. Bir kere şu unutulmamalı; 2014 yılındaki son Almanya ziyaretinde Erdoğan’ın konuşmasına katılanlar on binin üzerindeydi ama O’na karşı olanların sayısı ki, bunların çoğu Türk ya da Kürttü, elli bini bulmuştu. Almanya’da yaşayıp Türkiye’de seçme hakkı olanların sadece yarısı sandığa gitti. Diğer yarısının da sadece %60’ı Erdoğan’a oy verdi. Evet Erdoğan’ın Almanya’daki seçmen sayısı hala çok ama çoğunluk değil.

Şunun da altını mutlaka çizelim; biz Almanya’ya göçmen olarak gelen Türkiyelilerin, onların çocuk ve torunlarının dışlanmasına da karşıyız. Erdoğan, Almanya’da kendini dışlanmış hissedenlere de “güç” ya da “gurur “gibi yanlış bir duygu veriyor. Şunu unutmamak lazım, Türkiye’de AKP ne ise Almanya’da da AfD odur. Başka birini dışlayarak kendi dışlanmışlığınız ile mücadele edemezsiniz.

Şunu çok açık söylemeliyiz; AKP’nin İslamcılığı ve AfD ve CSU gibi Alman sağcılığının, ırkçılığı ve İslam karşıtlığı kardeştir. Biz ikisini de reddediyoruz. Bizim İnisiyatifimizde Müslümanlar gibi, Hristiyanlar, Ezidiler, Aleviler, Agnostikler ve Ateistler eşit olarak temsil ediliyorlar.Türkiye’de bütün dünyada farklı kimliklerin eşit olduğuna, kendi istedikleri gibi birlikte yaşayabileceklerine inanıyoruz. Ne olduğunuz değil nasıl olduğunuz önemli. Herkesin kendini iyi hissettiği, ortak çıkarların temsil edildiği herkes için onurlu bir yaşama inanıyoruz.

Protesto gösterileriniz ile siz de Erdoğan seçmenlerini dışlamış olmuyor, Almanya’daki göçmenleri ikiye bölmüyor musunuz?

Bu bölünmüşlük zaten var. Hatta Erdoğan’dan öncesine dayanıyor. Mesela 1980 yılında sendikacı, solcu öğretmen Celalettin Kesim, Bozkurtlar ve İslamcılar tarafından öldürülmüştü. MHP’lilerin tehditleri ve şiddeti Almanya’da hiç kesilmedi. Asıl endişe verici, Alman siyasetinin özellikle de muhafazakârların, kendini idealist olarak nitelendiren bu sağcı gruplar ile ilişki içinde olmaktan çekinmiyor ama solcu grupları gözetim altında tutuyor olması. Türkiyeli göçmenler demek aslında doğru değil. Her insan farklı geçmişe, değerlere ve yaşam biçimine sahiptir. Almanya’da yaşayan bir toplumdan söz ediyorsak, Kürt kökenli, Türk kökenli diye sınıflarsak ya yeterince bilgi sahibi değilizdir ya da demogojik bir amaç güdüyoruzdur, AfD ya da AKP gibi.

Bu resmi bir devlet ziyareti, önceden planlanmış, ne yapmalıydı Alman siyasetçiler size göre?

Çok şey! Alman hükümeti, referendum sonuçları manüple edildikten ve Güneydoğu’da savaş başladıktan sonra pekala Türkiye’ye yaptığı silah ihracatını durdurabilir ya da Alman şirketlerinin Türkiye’ye ihracatı için verilen Hermes kredilerini iptal edebilirdi. Her şeyden önemlisi Başbakan Angela Merkel, 2015’teki seçimden önce Türkiye’ye giderek Erdoğan için seçim propagandası yapmayabilirdi. En azından 2013 yılındaki Gezi Hareketi Erdoğan’ın demokrasi düşmanı olduğunu göstermişti. Ama Almanya hükümeti ekonomik ve jeopolitik çıkarları ile mülteci pazarlığını, Türkiye’deki insan hakları ve demokrasinin önünde tuttu. Almanya sadece Türkiye’de değil, Almanya’daki Türk ve Kürt demokratları destekleyebilirdi. Bunun yerine Türk sağı ile hareket ederek Almanya’daki demokratların üzerine gitti.

Devlet ziyareti Alman tarafının daveti üzerine gerçekleşir. Erdoğan da gökten zembille inmiyor, Alman hükümetinin bilinçli kararı ile Almanya’ya geliyor. Ama şu da bir gerçek ki, Alman halkının %70’i Erdoğan’ın ziyaretine karşı çıkıyor.

Zaten Alman siyasetçiler de ziyareti savunuyor. Dışişleri bakanı Maas, Türkiye ile ancak bu şekilde ilişkilerin normalleşebileceğini söylüyor. Olumlu bir gerekçe değil mi bu?

Hayır, değil. Hele ki bu “normalleşme” diktatör, savaş ve baskı anlamına geliyorsa. Eğer Türkiye ve Almanya arasında gerçekten bir normalleşme isteniyorsa, açık, demokratik sosyal gruplarla bilgi alışverişinde bulunulmalı ve onlar desteklenmeli, ayrılmayı ve şiddeti yaratan ırkçı ve islamcılar değil.

Türkiye Erdoğan ve seçmenlerinden ibaret değil. Eğer Almanya Türkiye’ye sırtını dönerse sizin söz ettiğiniz demokratik kesimlere de sırt dönmüş olmaz mı? Diyalog dışlamaktan daha iyi değil mi?

Almanya hükümeti Türkiye’ye çoktan sırtını döndü, hem de demokratik, feminist, solcu, Kürt, Alevi, açık Türkiye’ye. Biz şimdi insanları protestoya çağırıyoruz, çünkü Türkiye’deki ve Afrin’deki muhalifleri, arkadaş ve akrabalarımızı yalnız bırakmak istemiyoruz. Belki bizim protestolarımız sayesinde Almanya’da yanlış bilgi sahibi olan insanlar da Türkiye’deki halkın ya da Almanya’daki Türkiyelilerin çoğunun sadece fanatik Erdoğancılar dan ibaret olmadığını anlarlar.

Erdoğan gibi ya da MHPliler gibi güçler ile diyalog maalesef mümkün değil. Belki aynı değil ama bir diktatör ile ya da aşırı sağcılar ile diyaloğa girmenin ülkeleri nereye götürdüğünü Avrupa’da özellikle de Almanya’da otuzlu yıllar çok iyi gösterdi.

Peki nasıl normalliğe dönülecek? Siz Alman ve Avrupalı siyasetçilerden ne bekliyorsunuz?

Maalesef fazla bir beklentimiz yok. Almanya ve Avrupa’nın Türkiye politikası ekonomik çıkarlar ve iktidar üzerine kurulmuş. Bu nedenle AB politikasına baskı, sıradan insanlardan, özellikle solcu ve sosyal demokrat olup diktatörlükle arasına mesafe koyan insanlardan gelmeli. Avrupa ve Almanya Türkiye’deki demokratik güçleri ve sürgünde yaşayan Türkiyelileri desteklemeli, problemin kendisi olanları değil.

Aslında Alman siyasetinin elinde Erdoğan hükümetine karşı kullanabileceği çok sayıda baskı aracı var. Örneğin Türk istihbaratının Almanya’daki faaliyetleri durdurulabilir, Almanya’daki Türk aşırı sağcıları ile işbirliğine son verilebilir, askeri bilgi de dahil olmak üzere silah ihracatı ve ekonomik işbirliği durdurulabilir, AB’nin Erdoğan rejimine mali desteği kesilebilir. Ama bu araçlar kullanılmıyor. Bu iş de bize düşüyor. Kamuoyu ve baskı yaratmak.

Normalleşme ancak Almanya da Türkiye de demokratik ve açık bir toplum olursa olur, ekonomik ve uluslararası siyaset ile siyasetçilerin iktidar hırsları, insanın üzerine çıkmaz, insanlar siyaseti belirleyip kontrol edebilirse olur. İşte bu yüzden biz Türkiye’de, Kürdistan’da ya da Almanya’da birliktelik ve dayanışma için mücadele veriyoruz.


Etiketler

İLGİLİ HABERLER


Müzik Dinle kamera kilama film ekipman kilama Haber Güncel Haber Spor Saç Ekimi hair transplant Prp Kaş Ekimi Spor haberleri Çikolata Maskesi Kurumsal Yazılım