"Hazine’nin borç stoku toplamı 817 milyar lirayı geçti"

Hakan Özyıldız: Geçen yıla göre, Hazine'nin borç stoku tok 58 milyar lira büyüdü

Hakan Özyıldız*

Önce küçük bir açıklama yapayım. Hazine (merkezi yönetim) borç stoku deyince işin içine sadece Hazine’nin borçları giriyor. KİT’ler, yerel yönetimler, fonlar ve varsa döner sermayelerin iç ve dış borçları bu rakamlara dâhil değil. Dolayısıyla toplam kamu borç stoku deyince, aşağıdaki rakamlara bu kurum ve kuruluşların borçlarını da eklemeniz lazım.

Gelelim son verilere.

Temmuz sonu itibariyle Hazine’nin borç stoku toplamı 817 milyar lirayı geçti.

Geçen yılsonuna göre, bu yılın yedi ayında stok 58 milyar lira büyümüş. Aşağıdaki ilk grafikten görüleceği üzere, bu rakam az değil. Önceki yılların yıllık değişimiyle karşılaştırdığımızda 2009 Kriz yılına çok yakın. Ama dikkat: 2009 rakamı yıllık, bu yılın ki yedi aylık.

Eğer yılın kalan dönemindeki stok artışı 25 milyar liradan fazla olursa, değişim geçen yılı da geçecek. Hazine’nin açıkladığı borçlanma programına tam uyulursa, bu seviyeye ulaşılacağı söylenebilir. Burada önemli olan gelişme, geçen yıl kur etkisiyle gelen hızlı stok artışına, bu yıl öngörülenden fazla borçlanmanın neden olması. 


Eğer öngörüm tutarsa, 2014 sonrasında, Hazine borç stokunu önceki yıllara oranla daha hızlı büyütmeye başladı diyebiliriz. Şöyle ki; 2003-14 arası dönemde ortalama artış miktarı 30 milyar lira civarındaydı. Hatta 2007 yılında uzun yıllardan sonra ilk defa borç stoku 12 milyar lira azalmıştır. Oysa son üç yılda ortalama artış 80 milyar lira seviyesine çıkmış olacak.

 

Şimdi stokun son durumuna ilişkin bazı değerlendirmeleri, özetle ele alalım.

Toplamın, 505 liralık bölümü iç, 312 milyar liralık bölümü dış borç. Kamu son yıllara kadar iç borçlanmaya ağırlık veriyordu. Yavaş ta olsa dışa doğru bir kayış var.

İç borçlanmanın ağırlıklı ortalama vadesi iyileşiyor. Geçen yılsonuna göre hafif bir artış görülüyor. Yanı sıra, TL cinsi sabit faizli iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama maliyeti (faiz) yüzde 11,1 düzeyine ulaşmış durumda. Oysa bir önceki Temmuz’da bu oran yüzde 9,1 idi.

İç borç stokunun yüzde 80’i yurtiçi yerleşiklere ait. Bu miktarın içinde en büyük pay yüzde 46 ile bankacılık kesiminin. Geçiş yıllarda paylarını azaltan yurtdışı yerleşikler, bu yıl paylarını tekrar yüzde 20’ye çıkarmışlar. Yüksek faiz yabancıların ilgisini çekiyor.

Öte yandan, borç stokunun enstrüman yapısına bakınca küçük bir değişim dikkat çekiyor. Son yedi ayda, sabit faizli TL enstrümanların stok içindeki payı yüzde 37’den 39’a çıkmış. Dünyada faizlerin yükselme eğiliminde olduğu dönemde bu olumlu bir gelişme. Eğer değişken faizli kâğıt ağırlığı artsaydı, faizler yükselirken, stoka etkisi daha fazla olacaktı.

Ancak stokun geneline bakınca durum biraz farklı. Döviz ve değişken faizli enstrümanların toplamı yüzde 61. Diğer bir deyimle, döviz kuru ve faizdeki değişimler, stokun üçte ikisini etkiliyor. Kur ve faizler düşüyorsa sorun yok. Ancak yükselme eğiliminde olunca, stok durduğu yerde büyüyor.

Anlayacağınız, orta vadede kur ve faizin yönü önemli.

Görüldüğü kadarıyla, eğer borçlanmaya aşırı gaz verilmezse, stok, kısa vadede sorun yaratmaz. Ancak Kredi Garanti Fonu (KGF); köprü, havaalanı, otoyol, şehir hastaneleri gibi KÖİ Projeleri için verilen bütçe dışı garantilerin olası etkileri dikkate alınmadan, stok hakkında değerlendirme yapılmamalı.

Biliyorsunuz, büyük kamu yatırımlarının çoğunluğu ve banka kredilerinin önemli bir bölümü artık Hazine garantili. Hazine onları muhasebe olarak borç yazamasa da risklerini dikkate almak zorunda.


* Bu yazı, hakanozyildiz.com'da yayınlanmıştır.

 

Etiketler

İLGİLİ HABERLER

TÜMÜ