Bağımlılık tedavisinde biorezonans dönemi

Ağrıyı ağrı kesici ile kesen, belirtiyi bastıran klasik yöntemlerin yerine vücuda tanıdığı frekansları çok düşük düzeyde gönderip benzeri benzeriyle tedavi eden biorezonans yöntemi sigara, alkol, kilo verme gibi birçok derde deva oluyor.

Alternatif tıpla ilgili her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyoruz. Yalnızca kişiel dünyamızda değil, bilim dünyasında da kabul gören yöntemler, gün geçtikçe yağılıyor. Bu yöntemlerden birisi de biorezonans. Yalnızca Neosante’de 10 binden fazla kişinin sigarayı bırakmasını sağlayan yöntem, alerjiden, kemik erimesine, kilo vermeden, alkol bırakmaya kadar birçok alanda kullanılıyor. Neosante ve Neo Clinics’in kurucusu Dr. Ersal S. Işık ile homeopatiye dayanan biorezoans yöntemini, Türkiye’deki ve dünyadaki yerini ve sonuçlarını konuştuk.

Biorezonans ve Kullanım Alanları

-Biorezonans nedir? Temeli neye dayanır?
Biorezonansın 40 yıllık bir geçmişi bulunuyor. Vücudumuzun bir enerjetik tarafı var. Biz burada cihazlar yardımıyla vücudun bu enerjetik doğasıyla ilgili değişiklikler yapmaya çalışıyoruz. Dışarıdan uygun sinyali bulup içeriye verebilirsek, rezonans olursa içeride bir şeyleri değiştirebiliyoruz. Bu işin alt yapısı homoepatiye dayanıyor. Avrupa’da dünyada çok yaygın olan bir alternatif tıp yöntemi. Klasik rezonans dediğimiz yöntem madde frekanslarını kullanıyor. Maddelere özgü o küçücük frekans patternlerini kullanarak sistemde değişiklikler yapmaya çalışıyor. İlk olarak alerjiler üzerinde kullanımı ile ortaya çıkmıştır. Türkiye’de özellikle sigara bırakma konusunda ilk olarak yaygınlaştı. Daha sonra kilo verme konusunda kullanılmaya başlandı. Gıdalara karşı bağımlılığın silinmesi ve iştahın kapatılması konusunda. Bunun dışında alerji tedavisi, detokslar, gıda intoleransları bir sürü konu altında kullanılan çok geniş bir kavram aslında. Terapistler bu yöntemi kendi deneyimleri ve bilgilerine göre uygun gördükleri alanda kullanıyorlar. Terapist nerede tecrübeliyse orada kullanıyor. Biz bu klinikte öncelikle terapistleri eğitiyoruz, yeni merkezlerin açılmasını sağlıyoruz. Sigara, alkol gibi bağımlılıklar ana konular ama kilo verme tedavilerinde de etkinliğimiz çok arttı. Bir iki seans içinde kilo vermenin hızlı olarak gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Alerji tedavilerinde de eskisinden çok daha güçlüyüz. Astım, saman nezlesi, egzema gibi alerji ya da arka planında alerjik bir durum olan her şey olabilir. Ağrı tedavileri yine iyi olduğumuz bir konu ve ruhsal durumla ilgili yapılan tedaviler. Örneğin Bach çiçekleri denen bir şey var. Kişilerin ruhsal dünyalarına göre tanımlanmış birtakım homeopatik özler vardır. Bunlar da şu an en çok kullanığımız terapilerden bir tanesi. İşin bir kısmı bu.

Cihazlar ve Eğitimler

-İkinci kısım nedir?
İkinci kısmı yine burada vücuttaki eneriye müdahele işini başka bir mantıkla yapan başka cihazlar da var. Sadece elektromanyetik alan yaratan, yani madde frekansı kullanmayan, o elektromanyetik alan üzerinden sistemde değişiklikler yaratan tedaviler var. Örneğin Ondamed diye bir tedavi var.  Amerika’da nörolojik hastalıklarda daha çok kullanılsın diye FDA onayı almış. Avrupa’da daha çok kullanım alanları kemik erimesi, vücut intoleransının azaltılması gibi şeyler. Bunlar yalnızca onay alan başlıklar ama baktığınızda her şeyde kullanılabiliyor. Aynı işlem, vücutta manyetik alanlar değil de elektromanyetik atımlar yapan cihazlarla müdahele etmek. İkinci konumuz da bu. Neoclinnics diye bir kavram oluşturduk. Benzer tedaviler üreten merkezler diyebilirsiniz. Biz bu cihazların hem eğitimlerini  veriyoruz hem tedavilerin düzgün yapılmasını sağlıyoruz hem de Neosante olarak burada hizmet veriyoruz. Bu enerji terapilerinin bir yanıyla klasik tıpla hiç alakası yok ama bir yanıyla da yeni açılan merkezlerin doktorlukla alakalı bir kontrol altında olması gerekiyor. Bu klasik anlamda tıbbi tedavi olarak geçmez esasen ama oralarda bu işlerin düzgün yürümesi için de doktorların olması gerekiyor. Bu iş tedavi değil, herhangi bir şeyi tedavi etmiyoruz. Her şeyden önce insanla uğraşmayı bilen bir kişi olması lazım.

Benzeri Benzerle Tedavi Etmek

-Homeopatiyi nedir tam olarak? Biraz açabilir miyiz?

Klasik tıpta hastalığı yaratan etkeni bulup, onu gidermeye çalışırız. Örneğin başı ağrıyan insana ağrı kesici veririz. O mekanizmayı durdurmaya çalışırız. Homeopati ise benzeri benzerle tedavi etmektir. Başı ağrıyan bir kişiye normalde herhangi bir kişiye verildiğinde baş ağrısı yapan bir madde verilir. Çivi çiviyi söker gibi. Ama bu madde binlerce, milyonlarca kez sulandırılarak verilir. Hatta hiç madde kalmayana kadar. O maddenin sıvı içinde bir izi kalır ve o maddeyi ben başı ağrıyan kişiye verdiğimde sistem kendini toparlar. Klasik tıptaki gibi bir yeri bir yerden bloklamak bastırmak değil, sistemi o duruma karşı uyarmak vardır. Güçlü bir tedavi şeklidir. İçinde milyonlarca kez sulandırılan maddelerin nasıl olup da sistemi etkilediği üzerine yapılan araştırmalarla, bu nokta üzerinden akıl yürüterek ortaya çıkmıştır.

Beden Terapilerinin Yükselişi

-Psikoloji ve psikanalizle de bir benzerliği görülüyor. Bu noktayı nasıl yorumlarsınız?
Psikolojide kimi doktor altını bulur, altındaki gerçek sebepleri bumaya çalışır. Gerçek sebeple ilgili o kişinin beynindeki yanlış kodlamaları ortaya koyar. Hasta için bu belki biraz can sıkıcı ve can yakıcıdır ama onunla karşılaşmadan gerçek tedavi olmaz. Ama kimisi vardır, ilaç verir ya da semptomu giderir, tedavi felan olmaz ama sakinleşmiş olur. Modern psikoloji yöntemleri, ruhsal sağaltım yöntemleri travma üzerinde çok fazla durur. Travma da bedende yerleşen bir şey olarak söylenir. Yani artık beden terapileri öne geçmeye başladı. Artık zihin, konumuzun çok küçük bir kısmı. Duygulara daha çok hitap eden şeyin daha çok bedende oturan bir hal olduğunu söyleyebilirim. Yaşadğımız hr şey bedende kayıtlıdır. Akupunkturcular beden üzerinde çalışırlar, enerjiye oradan müdahale ederler. Beyne bir müdaheleleri yoktur. Biorezonans beden üzerinde çalışır. Bedendeki sinyalleri toparlamaya, temizlemeye çalışır. Frekans tedavilerine baktığım zaman, o ilk bahsettiğim travma terapilerine benzer etkiler yarattığını görüyorum. Yani kişinin hem fiziksel rahatszlıkları hem de ruhsal durumu değişiyor. Bir şeyler açılıyor gibi.

Amerika’dan Çin’e kadar her yerde

Bu yöntemin veya yöntemlerin Avrupa ve dünyadaki yaygınlığı ne durumda?

Dediğim gibi 35 yıllık bir geçmişi var. Rezonans terapileri kavramında farklı farklı yöntemler, teknolojiler de kullanılıyor.  Başta Avrupa olamk üzere yaygın bir yöntemdir ama  örneğin Türkiye’de sigara bırakma konusunda bilinir. Çünkü bir o tarafı biraz daha güçlü hale getirdik. Ama diğer tarafları da halihazırda yeterince güçlüdür. Ondamed Amerika’ya girdi ve Amerika’da çok yaygınlaşmaya başladı. Ki Amerika bu tür işlere aslında çok kapalıdır. Klasik biorezonans Çin ve Uzakdoğu’da çok yaygınlaştı. Çünkü onların kültürüne çok uygun. Onların doğu tıp ve felsefesinin cihazlar haline getren şeyler bunlar. Bütün dünyada hızla yayılan bir yöntem. Bu klinikte şu ana kadar tedavi olan ve sigarayı bırakan kişi sayısı on bini geçti. Sayısız kişiye kilo verdirildi, glutene karşı tedaviler yapıldı, alerji tedaviler yapıldı.

Anormal Olanı Vücuttan Atıyor

-Diyelim kilo vermek için terapiye girdik ve olumlu sonuç aldık. Peki ya bir süre sonra kilo almamız gerekirse?

Yapılan tedaviler zaten ortada olan bir problemin ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Yani gıdaya karşı bir düşkünlük ve bağımlılık hali varsa onu ortadan kaldırıyoruz. Bu terapilerle vücutta anormal olan şey silinebilir ama anormal olan bir şeyi vücuda koyabilmek mümkün değil. Çünkü enerji sistemi kendini öyle regüle eder. Örneğin kişi ne kadar çok sigara içmişse, ne kadar kirliyse vücut, o kadar net, dramatik bir etki ortaya koyar. Tek seansta adam sigaranın tadını bile unutur. Ama vücut kirli olmadığında açıkçası çok işe yaramaz. Ya da tersini söylersek sigara içmeyen bir adamı sigara içer hale getirmek mümkün değildir. Çünkü sigara vücut için normal bir şey değildir. Yapılan terapilerde vücut ihtiyacı olanını alır. Enerji dengesi, o can dediğimiz şeyin kendi kendini tedavi etme yeteneği vardır. Bu terapileri vücudun kendini tedavi etmesi için uyarmak olarak da yorumlayabiliriz. O mekanizmaları açmak. Bu anlamda da klasik tıptan çok farklıdır.

Yan Etkiler Neler?

-Yapılan işlemlerin yan etkileri var mı?
Yapılan işlem bir detoks işlemidir. Burada yapılan işlem vücudu şöyle birazcık sallamak gibi. İlk günlerde, özellikle ilk iki günde bir miktar yorgunluk, kas ağrısı olabilir. Tüm olası yan etki bundan ibarettir. Daha fazla hiçbir şey olmaz. Net. Bu dediğim şeyler de tedavinin işeyişi ile ilgili bir şey.

Herkes Her Şeyin Farkında

-Bu bağımlılıkların bünyemizde oluşmasının sebebi nedir sizce?
Onun bir mekanizması var tabii. Buna gireresek kişinin aile yapısından, soy ağacından, aile diziminden bildiğimiz şeylerden geliyor olabilir. İkincisi toplum olarak daha fazla tüketime yönlendirildiğimiz için, daha fazla zevk, keyif üzerine yönlendirildiğimiz için de gerçekleşir. Devamlı keyif alacağım, mutlu olacağım toplum ve sistem tarafından çok fazla pompalanan bir şeydir. Üçüncüsü tamamen kişiseldir, kişinin kendi kimliği ve psikolojisi ile ilgilidir. Biz bu noktalara çok fazla müdahale etmiyoruz. Çünkü herkes ne olup bittiğinin, kendisiyle ilgili içeride ne olduğunun aslında farkındadır. Kendine özel bir durumdur. Ancak bu frekanslar aracılığıyla kirliliği ortadan kaldırdığımızda herkes bundan istediği kadarını alır. Şu da olabiliyor. Örneğin bir kişiye sigara tedavisi uyguluyoruz. Üçüncü gün arıyor ve diyor ki “Ben sigara içiyorum ama inanılmaz bir iş yaptığınız ve size hasta göndereceğim.” Çünkü farkında durumun. İçmese içmez. Oranın tamamen temizlenmesi insanın psikolojisinin nerede durduğuyla da alakalıdır ancak bu terapi çalışmıştır. Sigara tedavilerinde etkinlik oranımız yüzde 92. Kişinin sigara isteği azalmıştır, daha rahattır, bir şekilde daha kolaylaşmıştır durumu.

Destek Seans Hakkı

-İstatistikteki başarız gözüken kısım neden gerçekleşiyor? Böyle bir durumda ikinci terapi yapılıyor mu?
İkinci terapi destek seanstır ve tamamen kişiye özeldir. Bu programda bir kişi bir seans alır, ilk iki gün biraz zorlanmalar olabilir, üçüncü gün rahatlama olur. Üçüncü gün ararız ve bir problem varsa destek seansına çağrırız o kişiyi. “Benim canım sigara istiyor. Yanımda birisi içince aklım gidiyor” gibi bir durum varsa ille de alınması gerekiyor, içsin ya da içmesin. Sonrasında da 3 ay içinde tekrar bir durum olursa bir seans hakları daha vardır. Kişiler bunu kullanacaklar anlamına gelmez ama bir hakları olduğunu bilmek kişiyi rahatlatır. Bünye bunu ne kadar kaldırır derseniz, bu detoksla ilgili bir şey. Çok sık tedaviler yapmamak, vücudu o kadar çok uyarmamak lazım. Tüm bunlara rağmen bu tedaviyle sigara bırakamayan insanlar var mı? Evet. Çünkü bu işin bir kısmız fizikseldir, bir kısmı da kişinin nasıl ve ne istediğidir. Herkes, sigarayı bırakmak istiyor olsaydı, buraya gelenlerin sayısı 10 bin kişi ise bu yöntemi duyan, bilen en az 200 bin kişi vardır. Bu insanların içinde sigara içenler de var. Temel olarak insanlar sigarayı bırakmak istemiyorlar. Keyif verici madde olduğu için. Bu konuda net olmak gerekiyor. “Artık bunu bir kenara koymak istiyorum” dediğiniz anda bu terapilerle beraber, hiç acı çekmeden rahat, pratik, problemsiz bir şekilde gidermeniz mümkün.

Terapiyle Ortaya Çıkan Durumlar

-Kilo verme terapileri hangi bağımlılıklar üzerinden yürüyor?
Toplumda ekmek, şeker ve karbonhidrat bağımlılığı var ve ne yazık ki bu bilinmiyor. Sağlık personel tarafından böyle bir şey olabileceği ancak hissediliyor, bazıları biliyor bunu. Ancak burada kişi gelip terapi aldıktan sonra diyor ki, “Ben ne acayip bir durumdaymışım!” Toplumun hepsi işte böyle “Ne acayip bir durumda”. Bu durum böyle bir terapi aldıktan sonra ortaya çıkıyor. Bir insanın normal hali “Şurada bir tatlı yiyeyim, şurada bir şeyler atıştırayım” şeklinde devamlı bir açlık hissinde olmak değil. Bu terapileri alıp da o açlık durumu yaratan bağımlılıktan çekildikten sonra kişi, sağlıkla ilgili dramatik düzelmeler oluyor. Uykuları toparlanıyor, bağırsak problemleri gidiyor, adetleri düzene giriyor, baş ağrıları ortadan kalkıyor vs. Gluten insolasyonundan çok fazla bahsediyoruz, toplumda buğdayın, tatlının, karbonhidratın yarattığı bir problem var ve bu kendini devamlı bir açlık hissi olarak gösteriyor. Bu bağlamda bu terapilerin ileride daha çok kullanılacağını, yaygınlaşacağını düşünüyorum. Bir başka konu alerjiler, dünyadaki ana çıkış noktası. Alerjiyi ortadan kaldırmak burada söz konusu. Bu konuda yapılmış birçok çalışma var ama akademik tıpın, o rutin uygulamanın içine girmiş değil, çünkü enerji kavramından bahsediyor. Başka bir kaynaktan geldiği ve bizim çok algılayamadığımız, ne olduğunu bilmediğimiz bir yerden geldiği için. Homeopatiyle ilgilenenler, akupunkturcular enerji kavramını bilirler ama klasik tıpta böyle bir şeyin yer alması zor oluyor. Ağrı terapileri, ruhsal durumlar, nörolojik hastalıklar... Ondamed tarzı bu terapilerin depresyon, şizofren vs. ağır piskiyatrik durumlarda geçerli olduğunu kanıtladık. FDA bunu kabul etti. Yine kabul edilen bir şey, kemik erimesini durdurmak, kemik kırılmasının daha hızlı onarılmasını sağlamak. Elimizde öyle geniş noktalara dokunabilen bir bilgi var ki, bunun hepsinde geçerliliğini kanıtlamak yıllarımızı alacak. Bu işle birilerinin emek sarf etmesi gerekecek. Şöyle bir problemimiz var, bilimsel gidişatı ilaç şirketleri belirler, para orada döndüğü için. Bundan dolayı da bu cihazlarla yapılan bu maliyetsiz işlere girişmiyorlar.

Dr. Ersal S. Işık ve Hikayesi

-Sizin bu noktaya gelene kadar ki hikayeniz nedir?
Aile Hekimliği Uzmanı’yım, Hacettepe kökenliyim. Klasik tıp içinde her zaman bir şeylerin eksik olduğunu hissetmişimdir. 2006 yılında bu gibi cihazlarla tedavi yapan bir yerle karşılaştım. Bu tedavileri ilk yapan insanlardan birisi oldum. Çünkü orada bir şey yapıldığını gördüm. Tamamlayıcı tıpa her zaman ilgim vardı. Bu cihazları görüp, neler yapabiltiklerini anladıktan sonra bu enerji kavramına biraz daha yaklaşma gereği duydum. Bundan dolayı meditasyonlar, aile dizimleri gibi alternatif yol olarak tanımlanabilecek şeylere yöneldim. Sadece ne olup bittiğini anlamaya çalıştım. Cihazlarla enerji göndererek bir şeyleri değiştiriyorum ama nerede neyi değiştiriyorum? Ruhsal alanda bir şeyler değişiyior. Başka türlü açıklayamıyorum bunu. 50 yıldır sigara içen kişinin sigaranın s’sini duyduğunda bulantı hissetmesi! Hipnoz değil bu! Enerji dediğimiz kavram demek ki fiziksel bedenden çok daha farklı, çok daha geniş bir konu var. Onlara ulaşabilmek için diğer konulara da daldım. Bu cihazlarla ilgili de eğitimler aldım. Cihazların fiziksel altyapısını çok iyi biliyorum. Son geldiğimiz noktada yurtdışında bir anlaşma yaparak bizim adımıza, bizim istediğimiz şekilde çalışan cihaz üretileciği bir noktaya geldik. 

Söyleşi: ERDEM ŞİMŞEK
Habergunce.com

İLGİLİ HABERLER

TÜMÜ