Kılıçdaroğlu'nun danışmanı: Metin Feyzioğlu'na cevabı tarih verecek

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanlarından ve Adalet Yürüyüşü'nde başından sonuna kadar CHP liderine eşlik eden CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, yürüyüş kararının alınış sürecini, 25 günlük yürüyüşü ve CHP'nin 2019 planını anlattı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun en yakınındaki isimlerden Ahmet Akın…
Kendisini milyonlarla buluştuğu yürüyüşü boyunca da bir an olsun yalnız bırakmayanlardan. Başdanışman, Adalet Yürüyüşü’nün perde arkasını, 2019 adaylığını, CHP’nin yol haritasını ABC Gazetesi'nden Selin Yurdakul Yıldız'a anlattı.

Ahmet Akın'ı tanıyalım, nasıl milletvekili oldu, gelecekteki hedefleri neler?

Balıkesir milletvekiliyim, enerji ve tabii kaynaklar konusunda Genel Başkan’ın başdanışmanıyım. 2011 seçimlerinde Balıkesir'de yüzde 10'un üzerinde oy atışı sağladığımız dönemde dördüncü sıra milletvekili adayıydım. Bu elbette bana bağlı değildi ancak Türkiye'de en çok oy oranını arttıran ilde aday olmak önemliydi. İki bine yakın bir oyla seçilmedim. Seçim döneminde kırk kişilik bir ekiple çalışıyordum, sonuç onları büyük bir hüsrana uğrattı. Ancak ben hiç üzülmedim. Biz o gün daha fazla çalışmaya başladık. Yaklaşık 700 tane köy gezdim, gittiğim yerlerde beni vekil zannediyorlardı. Örgütlerle bağımı hiç kopartmadım, alandan bir an olsun ayrılmadım. Örgüt ne olursa olsun emeğin karşılığını veriyor. Ön seçim kararı alındığında bu sebeple milletvekili olacağıma emindim. Şimdi tek hedefim, Cumhuriyet Halk Partisi'ni iktidara getirmek. Siz Kemal Kılıçdaroğlu'na en yakın isimlerdensiniz. Adalet Yürüyüşü'yle birlikte marş söyleyen, slogan atan bir Kılıçdaroğlu gördük.

Sizce yürüyüş onu değiştirdi mi?
Yoksa Kılıçdaroğlu doğru yorumlanmıyor mu? Kemal Bey bize her daim sokakta olmamızı söylüyor, bu her zaman böyleydi. "CHP sokakta değil" söylemi bütünüyle ezberletilmiş bir algı operasyonudur. Tam tersi örgütlerimiz tüm gücüyle çalışmakta ancak bu algı operasyonuyla emekleri görmezden gelinmektedir. Ben örgüt ziyaretlerimde çok nadir olarak birkaç küçük örgütte rastladığımın dışında gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki CHP hep sokaktaydı, örgütü çalışıyordu. Ancak Genel Başkan bu kez sokağa çıktığında tam anlamıyla etkisini gösterdi.

O AN HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLADIK 

"Ancak yalnız yürünmeyeceğini bilenler kitleleri zincirleri kırmaya davet edebilir.” Genel Başkan çıktı tüm hak, hukuk, adalet arayanları davet etti. “Ben gidiyorum” dedi. Bu kendine müthiş bir güveni olduğunu gösterdi, biliyordu arkasından milyonların geleceğini. İşte liderlik tam anlamıyla bu demek. Beş bin kişiyle başladık. İstanbul il sınırı tabelasına vardığımızda yüz yirmi bin kişi oldu. Otobüsün tepesine çıktığımızda arkadaşlarla sarılıp hüngür hüngür ağladık. 

ONLAR BİZİM GİBİ MİLYONLAR OLAMAZ

Tüm provokasyonlara karşı bir olduk, birlik olduk. Hiçbir kötü söylem yoktu. Sadece "Hak, Hukuk, Adalet" dedik. Seksen milyon adına yürüdük. Kılıçdaroğlu daha önce Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanı ve lideriydi. Ancak şu an hak, hukuk ve adalet arayan herkesin lideri oldu. Lider böyle oluyor, bağırmakla, hakaret etmekle, hapse atmakla lider olunmuyor. Tek başına yürüyüp ardında milyonları yürütmekle oluyor. Para dağıtılmadı, köfte ekmek dağıtılmadı. Hatta bazen doğru düzgün su bile dağıtılmadı. Herkes kendi organize etti ve milyonlar oldular. Böyle bir yürüyüş için ötekiler değil milyonlar, yüz binler bile olamazlar.  Adalet yürüyüşü Cumhuriyet'in değerlerine bağlı ve karşıdevrime direnen bir kitleyi ortaya çıkarttı, yan yana getirdi…

Referandumu biz kazandık, parlamenter sisteme inanan, özgürlükleri ve demokrasiyi savunan, tek adam rejimine karşı duran yüzde 50'nin üzerinde bir kitle "Hayır" dedi. Ancak YSK'nın oyunuyla gayrimeşru bir sonuç yaratılarak önümüze bir evet sunuldu. Dünya basını da bu seçime saygı göstermedi.

Mühürsüz bir seçim olur mu?

Milli Piyango’nun kazanan biletini basıp mühürsüz de olsa gidip para istemek olur mu? Onlar milletin aklı ve iradesiyle dalga geçtiler. Öyle bir korku devleti yaratıldı ki, baskı ve tehditle OHAL üzerinden düzenlerini götürmeye çalışıyorlar. İstanbul Valiliği gece 01.22'de gelen talimata uyarak yüz yetmiş beş bin insan var dedi. Bu milyonlara saygısızlıktır. Cumhurbaşkanı, AKP'nin Genel Başkanı "Yapabiliyorsanız Maltepe'de yapın iki milyondan fazla kapasitesi var" dedikten sonra valiliğin açıklaması Türkiye'nin geldiği noktayı gösteriyor. 

UYKU BİLE UYUYAMIYORLAR KORKULARINDAN 

Bu yürüyüş başlı başına yandaşa, adalete inanmayanlara, sarayın adaletine inananlara, adalet düşmanlarına çok büyük bir korku oldu. Uyku uyuduklarına inanmıyorum, korkuyorlar ve daha çok korkacaklar. İddia ediyorum bu toplantı iki ay sonra yapılsın en az iki milyon kişi daha katılacak. Bu yürüyüş bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’ne inananlara büyük bir umut oldu. Bu umudu yeşertmek, bu tohumu büyütmek bizim işimiz. Hep birlikte bu birliği beraberliği devam ettireceğiz. Bu yürüyüş burada kalmayacak. Söylemlerle insanları daha fazla germesinler, bizleri de kızdırmasınlar üç milyon katılımcı vardı, on üç milyon kişinin sokağa çıkacağı günler de gelir.

ON MİLYONLAR BİZDEN BİR ADIM BEKLİYOR

Sizce bu yürüyüşten basına yansımayan noktalar var mıydı?
Basına aslında hiçbir şey yansımadı. Beni arayanlar “Yürüyüş ne oldu” diye sordu. Yandaş basın hiç göstermedi. Kendimiz yayın yapmak için çaba gösterdik. Dünyadan 125 yabancı medya kurumuyla mülakat yapıldı. Reuters'ın yaptığı mülakatlar 465 medya kurumu tarafından paylaşıldı. Yabancı medya havuz medyasından çok gösterdi yürüyüşü. Belki üç milyon gibi gözükse de bana göre burada yetmiş beş milyon kişi vardı. Korkan, OHAL içinde ne yaptığını bilemeyen, korku devletinin içinde zincirleri kıran milyonlar vardı. Ve zincirlerini kırmasına ramak kalmış on milyonlar da bizden bir adım daha bekliyor. Biz bu adımları aşacağız. Ne yaparlarsa yapsınlar bu iş bitmiştir.  HERKES HADDİNİ BİLECEK  Herkes söylediği söze dikkat edecek. Herkes haddini bilecek. İster vekil, ister bakan hatta isterse Başbakan, Cumhurbaşkanı olsun. Herkes kendi sınır, yetki ve sorumlulukları içerisinde saygıyla verilen süre içerisinde ülkeyi yönetmeye devam edecek. En ufak bir saygısızlık ve hukuksuzlukta biz birlikte olacağız, karşılarına dikileceğiz. Bu daha bir tohum, bir başlangıç. Belki bu sefer yürümeyeceğiz, bambaşka bir eylem olacak. Belki yeniden yürüyeceğiz. Her türlü hakkımız için hukuksuzluğa ve adalet karşıtlarına karşı en ufak bir yağma ve yandaşlığa karşı yürüyeceğiz. KHK ile atılanlar, mağdurlar, mazlumlar, yandaşlara verilen ihaleler, yandaşların bir telefonla aldıkları işler üzerine çalışıyoruz. Mesela ben enerji dalında çalışıyorum. Biz yürüyüşteyken nükleer santralin yüzde 49’unu Cengiz-Kolin-Kalyon'a verdiler. 12.35 Cent ile dünyanın en pahalı elektriğini Türkiye halkına dayattılar. Bir de utanmadan konuşuyorlar. Nükleer enerjide vida sıkmak için bile üniversite bitirmek lazım. Parası var diye herkes her işe giremez. Bu yandaş şirketler yüzde 49’u aldı.

Biz soruyoruz, hangi tecrübenle bu payı alıyorsun?

Rusya'yla birlikte bir atom bombasını ülkenin merkezine yerleştiriyorsun, bunu sadece paran var ve yandaşsın diye yaparken nükleerin n'sini bilmiyorsun. Cumhurbaşkanı da bilmiyor nükleer enerjinin ne demek olduğunu, milli enerjimiz diye anlatıyor. Oysa nükleer enerji başlı başına bir yabancı enerji kaynağıdır. Bizim yerli ve milli enerji kaynaklarımız rüzgar, su ve güneş. Gerekirse bunun için de yürürüz. Her türlü haksızlık hukuksuzluk ve adaletsizlik için mücadele edeceğiz. Mücadelenin bin bir türlü haliyle onların anlayacağı şekilde karşılarında olacağız.  2019'da sizce nasıl bir aday profili çizilmeli? Kemal Kılıçdaroğlu aday olabilir mi? 2019'da Genel Başkan aday olmayacağını, bu sistemin gelmemesi için mücadele ettiğini açıkladı. Biz istiyoruz ki parlamenter demokratik sistem egemen olsun ve bu sistem yüzde yüzü temsil eden bir durumda olsun. Yüzde kırkı, yüzde otuzu temsil eden bir kişi isterse başkan olabilecek. Bu adaletsizliğin en başında gelir. 

BUNU KİM KABUL EDERSE O 2019 ADAYIMIZ 

Bizden aday kim olursa olsun tek adam rejiminden memleketimizi kurtarmak ve tekrardan parlamenter demokratik sistemi güçlendirerek insanlara eşit hak veren kimseyi ayırmayan şekliyle getirmek için aday olacaktır. Aday portföyümüz bu. Bunu kim kabul ederse o adaylaşacak.

İHSANOĞLU BİR HATA OLARAK DA KABUL EDİLEBİLİR 

İthal aday yeniden söz konusu olabilir mi? Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığı sebebiyle CHP zor bir dönem geçirmişti… Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığında gerçekten sorun yaşadık. Çünkü zaman çok kısaydı, örgütler tanımıyordu, kim olduğu bilinmiyordu. Kendi iyi ve bilgili bir insan olabilir ancak adaylığının karşılığını bulamadı. Halktan aslında bu şartlar dahil iyi oy aldı. İhsanoğlu şüphesiz Erdoğan'dan daha iyi bir Cumhurbaşkanlığı yapardı. Ancak kabul edilmemiş, tanınmamış bilinmeyen bir adayı halk kabul etmedi. Bu bir hata olarak da kabul edilebilir. Bana göre hata demek doğru değil ancak üzerine çok çalışılamamış bir adaydı. Herkesi kucaklayamadı, yetersiz kaldı. 

DERS ALIP İLERİ BAKIYORUZ 

Politikacı, siyasetçi herkesi kucaklamalı. Ülkemiz çok şeye gebe. Biz her şeyden dersimizi alıyoruz. Bu adayda MHP'nin de büyük bir rolü vardı. Benim hayat anlayışıma göre geçmişe değil ileriye bakmak lazım. Her şeyin daha iyisini yapmak için çalışan bu yönde planlamalar yapan bir siyasi partiyiz. Biz bu yanlışlıklardan ders alıp geleceği kazanmak için ileriye bakıyoruz. 

BEN ANNE VE BABASIZ BÜYÜDÜM 

Siz "Balıkesir benim ailem" diyerek yola çıktınız. Bir adım daha ötede siz örgüte ve halka hizmet için nasıl bir yol çiziyorsunuz kendinize? Ben annesiz ve babasız büyüdüm. Cumhuriyet Halk Partisi benim ailem oldu. Herkes beni kucakladı, iyisiyle kötüsüyle. Tek hedefim bu ailenin gururu olmak ve bu aileye sahip çıkmak. Ailem için mücadele etmek ve ailemizi, ailemizin büyüğü sayın Genel Başkanı en başa getirmek. Yurtdışındaki kariyerimi ailem için memleketime, doğduğum büyüdüğüm topraklara dönüp aileme hizmet etmek için sonlandırdım. Ve bugün buradayım. Mücadelemiz son nefesime kadar devam edecek. 

KEMAL BEY’E ‘LİDERLİK VASFI YOK’ DİYENLER VARDI… 

Kılıçdaroğlu'nun söylediği her konu üzerine çalıştım. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmuyor. Bilmeden asla konuşmayan, belgesiz hiçbir evrağı bulunmayan bir Genel Başkanımız var. Doğruyu konuşan, halkı yanıltmayan, halkı daha iyi noktaya yükseltmek için çalışan bir liderle yan yanayım. Bu bana büyük bir mutluluk veriyor. Kemal Bey'e liderlik vasfı yok diyenler vardı. Liderlik Türkiye'de bağırmak, çağırmak, korkutmak, tehdit etmek değildir. Genel Başkan aldığı kararla ardında milyonları yürüttü. 

TOPLANTI YAPTI VE ‘YÜRÜYECEĞİM’ DEDİ 

Bu karar nasıl oluştu Kemal Bey'de? Sizin ne zaman haberiniz oldu? Üst üste gelmiş birçok konunun üzerinde şekillendi. Milletvekillerinin hapse atılması, OHAL mağdurları, KHK ile işlerinden edilenler, hakimlerin sadece FETÖ'cü olmadığını ispatlamak uğruna verdiği usulsüz kararlar, birbirini suçlamalar. Ve Enis Abi'nin tutuklanması bardağı taşıran son damla oldu. Genel Başkanımız derhal MYK'yı topladı ve yürüyüşe geçeceğini bildirdi. Bu karar bir tarihtir. En son bundan kırk yıl önce Bülent Ecevit bu kadar büyük bir kalabalığa yakın bir kalabalık toplamıştı. Gandi 1930'da Tuz Yürüyüşü'ne çıkmıştı, bu onu da geçti. Ve dünya tarihine geçti.  Genel Başkanımızın tek derdi adaletsizlikleri dünyaya, halka duyurmaktı. Adaletin sesi olmak ve korku imparatorluğunu yıkmak için bu yola çıktı. Bu sebeple “tek başıma gidiyorum” dediğinde ardından geleceklerden emindi, bir an bile şüphe duymadı. 

BİNLERCE AKP’Lİ, BİNLERCE ÜLKÜCÜ BİZİMLE YÜRÜDÜ 

Yürüyüş aslında milletvekillerinin de en çok ortaklaşarak yardımlaşarak geçirdiği eylem oldu. Ve en güzeli yürüyüşün görevlileri vekillerdi sanırım… Hep diyorum ya aile olmalıyız. İşte bu yürüyüşte aile olduk. Birlikte çadırda da uyuduk. Birlikte gözyaşı döktük. Milletvekilleri olarak birbirimizi daha iyi tanıdık. Ülkücülere çok teşekkür ediyorum, binlerce ülkücü bizimle yürüdü. Keza binlerce AKP'li vardı aramızda. Subaylarla, polislerle konuştuk, dertleştik. Sayısız teşekkür aldık. Hatta benim için yürüyüşün en önemli anlarından biri, görevli yeleğimle çadıra girmek üzereyken bir vatandaşımız seslendi; "Hey görevli şuradan bir su kap getir." Hemen getirdim. Nasıl büyük bir mutluluktu o suyu getirmek, çay dağıtmak. İşte bu beni vekil yaptı, ben orada dedim tamam şimdi milletvekili oldum diye.  Yenikapı ruhuna da tek sahip çıkan Sayın Kılıçdaroğlu. Orada ona alkış tutanlar, MHP'den AKP'ye hepsi o ruha ihanet etti. Yenikapı ruhuna sahip çıkan da Maltepe Ruhu'nu büyüten besleyen bu hale getiren de Sayın Kılıçdaroğlu’dur. 

FEYZİOĞLU’NA EN GÜZEL YANITI TARİH VERECEK 

Yürüyüşe pek çok örgüt, kurum, yurttaş katıldı. Ancak katılmayan ve halktan tepki görenlerde vardı elbet. Sizin gözünüz gelmeyenlerden en çok kimi aradı? Metin Feyzioğlu'nun katılmayışı beni çok üzdü. Uzun yıllar baro başkanlığı yapıp, kimseye söyleyecek laf bırakmayacaksın. Ancak iş hak, hukuk, adalet olunca en önde olmayacaksın. Bu ayıptır. Adama sorarlar neden korkuyorsun, neden çekiniyorsun? En çok cesaretli olması gereken sendin. Orada on binlerce avukat bizimleydi. Cübbeleriyle yürüyenler vardı. Ama o yoktu. Bu beni çok üzdü. Buna en güzel cevabı tarih verecek. 

GÖRECEKSİNİZ BUNUN ALTINDA BİR ŞEY VAR 

Göreceksiniz, bunun altında bir şey var. Korkma kardeşim, gel sende cesaretli ol. Liderlik en başta cesarettir, birlik beraberliktir. Başarılı geçmesinden mutlu oldum dedi. Bu mesajından dolayı kendisine teşekkür ediyorum ama benim gözüm onu orada çok aradı. 

YARIN YALAN SÖYLEYİP ‘KATILDIK’ DİYECEKLER 

Demokrat Parti'nin Genel Başkanı Gültekin Uysal geldi, destek verdi. Beni inanılmaz mutlu etti. Sonrasında arayarak teşekkürlerimi sundum. Aslında şöyle cevaplamalıyız bu soruyu. Bu yol Genel Başkanın iziyle başladı. Tek başıma gidiyorum derken kimseyi davet etmedi. Bu yürüyüşe gelmeyenler tarihi bir fırsatı kaçırdı. Yürüyüşe katılmayanlar gelecekte yalan söyleyecek katıldıkları iddia edecekler. Bu onurlu yürüyüşe katılmayanlar çok büyük bir fırsatı kaçırdılar. 

KILIÇDAROĞLU’NUN YANINDA YÜRÜYEMEDİĞİ İÇİN AĞLAYANLAR… 

Ben çocuklarımı da getirdim, onlarla birlikte yürüdüm. Bu kutlu yürüyüşte bir adım dahi atan bu tarihe bir adım attı demektir. Bu yürüyüşün kahramanları katılan vatandaşlarımız ve korku imparatorluğunun zincirlerini kıran mücadelemizdir. Yürüyüşte Kılıçdaroğlu’nun yanında yürüyemediği için ağlayanlar vardı. Üzerine basarak söylüyorum Türkiye Cumhuriyeti'nin liderliği efelikle, bağırmakla, tehdit etmekle olmaz. Böyle barışcıl bir şekilde, tek başına bir adım atarak milyonları ardından yürütmekle olur. Kendileri halkı sokağa davet etti. Biz sokağa çıktığımızda bizi terörist ilan ettiler. Utanmadan Bülent Tüfenkçi, "Biz bu yolları teröristler yürüsün diye yapmadık" dedi. Hemen ertesi gün o bakanla ilgili soru önergesi verdim. Bir araştıralım, bu yolları Bakanın babasının parasıyla mı yaptırdık, düğünden gelen altınların parasıyla mı? 

YOL YAPMAKLA ÖVÜNE ÖVÜNE YOLDAN ÇIKTILAR

Bu AKP'liler artık hadlerini bilsin. Onlar bu yolları babasının malı gibi görüyor. Yol, köprü yapmakla övünen bir iktidardan başka bir şey yok. Bunları yapmak iktidarın görevi. Yapacak ama adam gibi yapacak. Yaptıklarının parasını da sen ödüyorsun. AKP yol yapmakla övünüyor. AKP yol yapmakla övünürken yoldan çıktı.

İLGİLİ HABERLER

TÜMÜ