Siyasal Partilerin Finansman Sorunu

Ekonomik DERİNLİK


Tüm Yazıları

Facebook Twitter Google Pinterest

İnsanlık tarihi boyunca çeşitli yönetim biçimleri ile yönetilmiş ve günümüzde batı merkezli modern bir yönetim anlayışı olarak değerlendirilen demokrasi ile idare edilme yönünden tavırlar oluşmuştur.

Ülkemiz bir imparatorluğun devamı olmakla birlikte, yapılan ciddi mücadele ve savaşlardan sonra bir cumhuriyet olarak ortaya çıkmış ve cumhuriyetin uygulanış şekli olarak ta demokrasiyi kabul etmiştir.  Türkiye Cumhuriyeti daha önceki tarihlerde denemeler yapmakla birlikte, yönetim şeklini Batı ülkeler ile uyumlaştırmak için 1946 yılında çok partili siyasi yaşama geçmiştir. Ve Türkiye 1946 yılında çok partili siyasal yaşama geçmekle birlikte, 1950 seçimlerine çok partili olarak gitmiştir. Bu tarihten sonra bir kısım siyasal partilerin  temel sloganı “yeter söz milletin”, “söz karar millete aittir” , “milli irade” olmuştur. Bu kavramlar ve sloganlarla demokrasiye vurgu yaptıklarını ifade etmişlerdir, etmektedir.  

Literatürde ve dünya ölçeğinde çok sayıda cumhuriyet türü bulunmakla birlikte çok azı demokratik cumhuriyet olarak tanımlanmaktadır. Bilindiği üzere, demokratik cumhuriyetin yanında dini cumhuriyet, oligarşik cumhuriyet ve sosyalist cumhuriyet biçimleri vardır. Demokratik cumhuriyetlerde, meclisi ve ülkenin başkanını belli aralıklarla halkın seçmesi temeldir. Bu sistem genellikle Kara Avrupa’sında kabul görmüşken örneğin İngiltere’de ülkenin başında görünüşte halkın seçmediği bir kral ya da kraliçe bulunmasına rağmen yönetim halkın elindedir.

Bir cumhuriyetin tam demokratik cumhuriyet olabilmesi için, “gönüllü birlikteliklerle bir arada bulunan o ülke halklarının tüm kesimlerinin, çoğulcu özgür iradeleri ile katılımcı olarak yönetim ve denetim süreçlerine doğrudan katıldığı, demokrasiyi tüm sivil kurum, kuruluş ve kadroları ile var ettiği ve çok kimlikli, değişik inançlı ve çeşitli kültürlerin bir mozaik oluşturacak şekilde bir arada yaşamasına olanak veren bir devlet yapılanmasının gerçekleştirilmesi gerekir”  şeklilinde genel bir kabul bulunmaktadır. Buna göre kısacası demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.” şeklide tanımlanmaktadır. 

Bu durumda demokrasinin işlerlik kazanması için, ülkede yaşayan insanların siyasi düşünce ve görüşleri çerçevesinde ve ülke yönetimde söz sahibi olmaları için bir araya gelmeleri ve değişik platformlarda bir araya gelerek güç oluşturmaları gerekir. 

Bu durumda ise karşımıza temel düşünce topluluğu olarak siyasi partiler çıkarmaktadır. 

Peki siyasi parti nedir?

Her şeyden önce siyasi partiler demokrasinin olmaza olmazlarıdır. 

Sözlük anlamı ile Siyasî parti (eskiden fırka, farklı görüşe sahip topluluk), benzer siyasî görüşleri paylaşan kişilerin bir ülkenin yönetiminde söz sahibi olmak üzere kurdukları örgütlere verilen isimdir.  

Siyasi partiler, devlet islerine katılabilmek ve devlet etkinliklerinin biçim, amaç ve içeriğini belirleyebilmek amacıyla bireylerin ve toplumsal kümelerin oluşturdukları örgütlerdir. Siyasi partiler çoğulcu demokrasinin vazgeçilmez öğeleridir. Parlamentoyu ve iktidar olmayı hedefler, yeterli oy desteğini alırlarsa hedeflerini gerçekleştirirler. Halkın yöneticileri iş başına getirmesi siyasi partiler aracılığıyla olur. Siyasi partiler, toplumu ilgilendiren sorunların çözümü için önerilerde bulunur, demokrasi ortamının çok sesliliğini sağlar.

Siyasi partiler, hukuk düzeninin sınırladığı çerçevede birbirleriyle rekabet eder ve halkın oyunu almaya çalışır. Demokratik sistem, karşıt görüşlerin varlığına dayanır. Partiler de bu karşıt görüşleri temsil ederek demokratik sistemin temel öğelerini oluşturur. Siyasi partiler, toplumdaki çeşitli grupların çıkarlarını korumak ve böylece onların oylarını alarak iktidara gelmek amacıyla kurulmuştur.

Siyasal partilerin varlıklarını sürdürebilmeleri için ekonomik değerlere ihtiyaç duyarlar, temel ihtiyaçlarını üyelerin aidat ve bağışları ile karşılıyor olsalar da, seçim kampanyaları için ciddi bir ekonomik güce ihtiyaç duymaktadır. Günümüzde iletişim kanallarının çoğalmakla birlikte, seçmen kitlesine ulaşabilmek, insanlara siyasal parti görüşlerinin ulaştırılması büyük bir reklam ve organizasyon yapısı gerektirmektedir. Bu ise ancak finansmanla sağlanacak bir husustur. Bu durum ise karşımıza siyasetin finansmanı olgusunu karşımıza çıkarmaktadır. Günümüzde Türkiye’de siyasi partilerin seçim finansmanında kullandıkları en büyük tutar hazine yardımıdır.  

Siyasi  Partiler  Kanunu’nun Hazine yardımına  ilişkin  maddeleri şöyle:

Devletçe yardım:

EK Madde 1 – (27/6/1984 - 3032/2 md. ile gelen Ek Madde hükmü olup teselsül için numaralandırılmıştır.)

Yüksek Seçim Kurulunca son milletvekili genel seçimlerine katılma hakkı tanınan ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanununun 33 üncü maddesindeki genel barajı aşmış bulunan siyasi partilere her yıl Hazineden ödenmek üzere o yılki genel bütçe gelirleri "(B) Cetveli" toplamının beşbinde ikisi oranında ödenek mali yıl için konur. 

(Değişik birinci cümle: 12/8/1999 - 4445/21 md.) Bu ödenek, yukarıdaki fıkra gereğince Devlet yardımı yapılacak siyasi partiler arasında, bu partilerin genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı olarak bölüştürülmek suretiyle her yıl ödenir. Bu ödemelerin o yılki genel bütçe kanununun yürürlüğe girmesini takiben on gün içinde tamamlanması zorunludur.

Bu şekilde hesaplanan ödenek tutarı, devlet yardımı yapılacak siyasi partilere, genel seçim sonrasında Yüksek Seçim Kurulunca ilan edilen toplam geçerli oy sayıları ile orantılı şekilde bölüştürülüyor. 

Milletvekili genel seçimlerinde toplam geçerli oyların yüzde 7'sinden fazlasını alan siyasi partilere de devlet yardımı yapılıyor. 

 "2015 yılı için siyasi partilere toplamda 531 milyon ödenek konmuştur"
Buna göre AK Partinin aldığı hazine yardımının tutarı 298 milyon TL, CHP'nin alacağı yardım tutarı 115.3 milyon TL,  MHP ise 77.8 milyon TL’dir.  HDP ise Haziran seçimlerinde önce parti olarak girmediğinden ve koşulları taşımadığından yardım almamıştı.

Yeni demokratikleşme paketine göre artık yüzde 3'ün üzerinde oy alan siyasi partilere Hazine'den yardım yapılması gerekiyor. 

Ancak, Haziran/2015 seçimleri esnasında kanunen belirtilen tutarın tamamı ödendiğinden, 1 Kasım 2015 seçimlerinde hiçbir partiye yardım yapılamayacak.

Kanaatimce bir kısım siyasal partilere yapılan hazine yardımı yapılmaması anayasaya aykırıdır. 

Bilindiği üzere, 1982 Anayasasının 68 maddesinde; 

Siyasi partilere, devlet, yeterli düzeyde ve hakça mali yardım yapar. Partilere yapılacak yardımın, alacakları üye aidatının ve bağışların tabi olduğu esaslar kanunla düzenlenir. Denilmektedir. 

Buna göre, siyasi partilere yapılan yardımların yeterli düzeyde ve hakça olması gerekir, seçimlerde aldığı oy tutarı dikkate alınarak tüm partilere yardım yapılması gerekir. %3 ün altında oy alan bir partiye devlet yardımının yapılmamasının “hakça” ibaresi ile nasıl bağlaştırılabilir…

Ayrıca, %3 altında oy alanlar milli irade, seçmen değil midir?

Diğer taraftan, siyasal partilere yapılan bağışların şeffaf olmaması ciddi sorunları beraberinde getirmektedir. Türkiye gibi siyasi kültürün oluşmadığı, kamu kaynakların iktidarı elinde bulunduranlar tarafından istendiği gibi el değiştirilebilir olması hususu dikkate alındığından iktidara gelebilme durumunda olan partilere iş çevrelerinde ve değişik kuruluşlarca açıktan ciddi anlamda kaynak girdisi sağlamaları olasıdır. 

Bu durum ise siyasetle, iş adamları arasındaki ilişkiyi karmaşık bir hale getirmekte, kamu ihaleleri, devlet özeleştirmeleri ve bir kısım vergi ayrıcalıkları yönünden sorunlu bir alan meydana getirmektedir.

Bu nedenle, siyasal partilere yapılan yardımların herhangi bir kısıtlamaya gitmeden seçimden aldıkları oy oranına göre dağıtılması, partilere yapılan yardım ve bağışların ise şeffaf bir şekilde ve belirli kurallar çerçevesinde yapılması ve siyasal partilerin gelir- gider  (mali durumları) durumları Anayasa Mahkemesince yapılıyor ise de,  bağımsız kurumlar tarafından denetlenmesinin sağlanması gerekmektedir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI


OKUNAN BAŞLIKLAR